Ortadoğu’nun Soyulması ve BOP’un İcadı: Küresel Ekonomik Politikaların Derinlemesine İncelenmesi
ABD’nin borcu, Ocak 2025 itibarıyla yaklaşık 33 trilyon dolar civarındadır ve bu borç, tarihsel ekonomik politikalar, askeri harcamalar ve sosyal programlarla büyümüştür. 1980’lerde Ronald Reagan’ın serbest piyasa politikaları ve vergi indirimleri (supply-side economics) borçlanmanın hızlanmasına neden olan önemli bir dönüm noktasıydı. Aynı dönemde, Avrupa’da Margaret Thatcher’ın neoliberal politikaları, devlet varlıklarının özelleştirilmesi ve kamu harcamalarının kısılmasıyla birlikte toplumda gelir eşitsizliklerinin artmasına yol açtı. Bu durum, ekonomik elitlerin daha fazla zenginleşmesine, ancak orta ve alt sınıfların ekonomik güvenliğinin azalmasına yol açtı.
Küresel düzeyde finansal elitlerin (örneğin BlackRock, Goldman Sachs, Vanguard gibi büyük yatırım fonları ve Rothschild ailesi gibi etkili finansal güç odakları) küresel ekonomi üzerindeki etkisi, dünya çapında karar alma mekanizmalarını şekillendirmiştir. Küresel demokrasi, iklim krizleri ve savaşlar gibi sorunlar bu politikaların doğrudan sonuçları olarak değerlendirilebilir. Ancak bu politikaların hedeflerinden biri de Ortadoğu gibi doğal kaynaklar bakımından zengin bölgelerdeki egemenlik mücadelesidir.
Bilderberg Grubu ve Gizli Toplantılar
Bilderberg Grubu, 1954 yılında Batı Avrupa ve Kuzey Amerika arasındaki ilişkileri güçlendirmek amacıyla kuruldu. Grubun üyeleri, dünyanın en güçlü siyasetçileri, iş insanları, askerleri ve akademisyenlerinden oluşmaktadır. Bu toplantılarda ne konuşulduğu halka açık değildir, bu da grubun faaliyetleriyle ilgili çok sayıda komplo teorisine yol açmıştır. Grubun, küresel ekonomik düzenin ve siyasal gündemlerin belirlenmesinde önemli bir rol oynadığı, hatta dünya çapındaki krizlerin planlandığı iddiaları sıkça dile getirilmektedir.
Bilderberg Grubu’nun gizliliği, şeffaflık beklentisi olan modern demokrasilerle çelişmektedir. Toplumlar, böylesine güçlü figürlerin aldığı kararların neden tartışmasız ve hesap vermekten uzak olduğunu sorgulamaktadır. Bu durum, yalnızca küresel elitlerin çıkarlarını göz önünde bulunduran bir yönetim anlayışının hâkimiyetini pekiştirmekte ve halkın denetiminden kaçmaktadır.
Ortadoğu ve BOP: Küresel Güç Mücadelesi
Ortadoğu, stratejik konumu ve zengin doğal kaynakları nedeniyle tarih boyunca küresel güçlerin odak noktası olmuştur. Bu bölgeye yönelik yapılan müdahalelerin birçoğu, sadece askeri ve siyasi amaçları değil, aynı zamanda ekonomik çıkarları da güvence altına almayı hedeflemiştir. Bu bağlamda, 21. Yüzyılda Ortadoğu’ya yönelik Amerikan politikaları, özellikle 2000’li yıllarda, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) adı altında şekillenmiştir.
BOP’un temel amacı, Ortadoğu’nun jeopolitik yapısını yeniden şekillendirerek, bölgedeki enerji kaynakları ve stratejik konum üzerinde tam egemenlik kurmaktır. Bu süreç, aynı zamanda finansal ve askeri elitlerin çıkarları doğrultusunda, bölgeyi kontrol altına almayı hedefleyen geniş çaplı bir stratejinin parçasıdır.
Küresel düzeydeki finansal elitlerin ekonomik politikaları, dünya düzenindeki güç dengesini belirlerken, gelir eşitsizliği, çevresel krizler ve savaşlar gibi sorunları artırmıştır. Demokrasi, halkın çıkarlarını gözetmelidir; ancak küresel elitlerin nüfuzu ve şeffaflık eksikliği, bu hedefi tehdit etmektedir. Ortadoğu’da gerçekleşen güç mücadeleleri ve BOP gibi projeler, bu küresel güç dinamiklerinin bir yansımasıdır ve bu durum, toplumlar üzerinde derin etkilere yol açmaktadır.
Bu sistemin temel yapısını sorgulamak, hem ekonomik hem de toplumsal bağlamda büyük önem taşımaktadır.
