1/24/2025

“Sicim Teorisi ve Evrenin Gizemlerini Çözme Arayışı”

 “Sicim Teorisi ve Evrenin Gizemlerini Çözme Arayışı”



Eğer bu üç kriteri yerine getiren bir teori geliştirebilirseniz, bir sonraki Einstein olarak selamlanacaksınız. Albert Einstein, hayatının son 30 yılını her şeyin teorisini bulmaya adamıştı. Bu, belki bir inçten uzun olmayan bir denklem olacak ve evrendeki tüm büyük yasaları özetlememizi sağlayacaktı. Diğer bir deyişle, Tanrı’nın zihnini okumak.


Ve başaramadı. Başaramadı çünkü evren, Einstein’ın düşündüğünden çok daha karmaşık. Şu anda elimizde bu kadar çok altatomik parçacık var.


Etrafımızda gördüğümüz maddenin büyük çeşitliliğinden nasıl anlam çıkaracağız? Her şeyin teorisi müthiş olmak zorunda. İnanılmaz olmalı. Çılgın olmalı.


Neden çılgın olmalı? Çünkü tüm basit şeylerin matematiksel ya da fiziksel olarak tutarsız olduğu gösterildi. İşte burada sicim teorisi devreye giriyor. Çünkü sicim teorisi çılgın.


Sicim teorisi müzik üzerine kuruludur. Tüm bu altatomik parçacıklar, sadece birer müzikal nota olan küçük titreşen sicimlerden başka bir şey değildir. Bu, bir elektrondur.


Bu, bir kuarktır. Bu, Yang-Mills parçacıklarıdır. Farklı titreşimler, farklı parçacıkları ortaya çıkarır.


Ve bu, neden bu kadar çok altatomik parçacığımız olduğunu açıklayabilir. Diğer bir deyişle, fizik nedir? Fizik, bu titreşen sicimlerde yapabileceğimiz armonilerdir.


Altatomik parçacıklar nedir? Her bir titreşim bir altatomik parçacığıdır. Kimya nedir? Kimya, sicimlerin diğer sicimlerle çarpıştığında yaratabileceğiniz moleküllerdir. O zaman evren nedir? Evren, bir sicim senfonisidir.


Ve Tanrı’nın zihni nedir? Tanrı’nın zihni, hiperspasta rezonans yapan kozmik müziktir. Şimdi bazı insanlar yanıma gelip diyorlar ki, Profesör, belki ben sicim teorisini sevmiyorum. Beni bir alternatifle tanıştırın.


Peki, çalışkan insanlar için, eğer bu üç kriteri yerine getiren bir denklem bulabilirseniz, bir sonraki Albert Einstein olarak selamlanacaksınız. Bu üç kriter nedir? İlk olarak, teoriniz, Albert Einstein’ın yerçekimi teorisini içermeli. İkinci olarak, neden bu kadar çok altatomik parçacık olduğumuzu açıklamalı, yüzlerce altatomik parçacık. Üçüncü olarak, teoriniz matematiksel anomali, tutarsızlık ve sapmalardan arındırılmış olmalı. Diğer bir deyişle, matematiksel olarak kullanılabilir, çevremizde gördüğümüz gerçeklik karşısında test edilebilir olmalı. Bu üç kriteri yerine getiren bir teori geliştirebilirseniz, bir sonraki Einstein olarak selamlanacaksınız.


O zaman sicim teorisine rakip olabilecek önde gelen aday nedir? Şu anda önde gelen aday, döngüsel kuantum yerçekimi teorisidir. Ancak döngüsel kuantum yerçekimi teorisinin problemleri var. İlk olarak, Einstein’ın yerçekimi teorisini içeriyor, ancak parçacıklar hakkında hiçbir şey söylemiyor.


Elektron yok. Proton yok. Nötron yok.


Bildiklerimizle madde yok. Bu nedenle evreni açıklayamaz. Sicim teorisi, Einstein’ın yerçekimi teorisini, bir parçacık teorisiyle birleştiren tek teoridir.


Sicim teorisinin en büyük eleştirisi, gerçekten ciddiye alınması gereken bir eleştiridir. Nerede bu parçacıklar? Sicim teorisi, elektronu tahmin eder. Protonu tahmin eder. Çevremizde gördüğümüz dünyayı tahmin eder.


Ama, bu gerçekten büyük bir ama, aynı zamanda çevremizde gördüğümüzden daha ağır başka parçacıkları da tahmin eder. Peki o zaman, sicim teorisi tarafından tahmin edilen o parçacıklar nerede? Bir fikir, bu parçacıkların karanlık maddeyi oluşturuyor olmasıdır. Biz, gördüğümüzde sadece hidrojen ve helyum görmüyoruz.


Yeni bir madde türü görüyoruz, karanlık madde, görünmez ama orada, uzayda. Biz, sicimin bir sonraki oktavının karanlık madde olduğunu düşünüyoruz. Henüz bunu kanıtlayamıyoruz, ama bir gün parçacık hızlandırıcılarımızla karanlık maddeyi bir şişede yaratacağız ve sonra test edip karanlık maddenin sicim teorisinin tahmin ettiği şeyle aynı olup olmadığını göreceğiz.


İşte bu en zayıf halkadır ve teorinin doğru olduğunu kanıtlamanın bir yolu, karanlık maddeyi, kara delikleri ve etrafımızda gördüğümüz evreni açıklamaktır. Sadece bir genç ve girişimci fizikçinin her şeyi çözmesini bekliyoruz. Ve şu anda, teoriyi çözecek kadar akıllı kimse yok.


Tıpkı protonla bile, bugün kimse üç kuarktan bir proton nasıl oluşturulacağını çözebilecek kadar akıllı değil. Basit bir soru ama matematiksel olarak çok zor. İşte burada kuantum bilgisayarlarının devreye girmesi gerektiğini düşünüyorum.


Kuantum bilgisayarları, bu her şeyin teorisi mi, yoksa hiçbir şeyin teorisi mi olduğu sorusunu çözüme kavuşturabilir.


#SicimTeorisi #EvreninGizemleri #Fizik #KuantumBilgisayarları #AlbertEinstein #KaranlıkMadde #Teori #FizikselGerçeklik #KuantumYerçekimi #ParçacıkFizigi #Bilim