Uzayda bir insan korunmasız kaldığında, vücut genelinde olduğu gibi gözler de vakum ve basınç eksikliğinden ciddi şekilde etkilenir. İşte tüm süreci özetleyen birleşik bir açıklama:
Uzay Vakumunda İnsan ve Gözlerin Durumu
Uzayda atmosfer basıncı olmadığından, vücut sıvıları hızla buharlaşmaya başlar. Göz yüzeyindeki sıvılar (gözyaşı ve gözün ön yüzeyindeki diğer sıvılar) hemen buharlaşır ve gözler hızla kurur. Bu süreçte gözlerin koruyucu refleksi devreye girer ve göz kapakları kapanır; ancak vakumun etkisini tamamen engelleyemez.
Basınç eksikliği nedeniyle vücutta gazlar ve sıvılar genleşir, bu durum göz küresinin hafifçe şişmesine neden olabilir. Şişme, gözün iç yapısında gerilmelere yol açarak retina gibi hassas dokulara zarar verebilir. Ancak gözler “patlamaz”; cilt ve dokular, bu tür aşırı genişlemeyi sınırlayacak kadar esnektir.
Uzayda sıcaklık -270°C’ye kadar düşmesine rağmen, bir insan hemen donmaz. Isı kaybı, radyasyon yoluyla gerçekleşir ve bu zaman alır. Ancak oksijen eksikliği daha ölümcül bir faktördür: Bir insan yaklaşık 15 saniye içinde bilincini kaybeder ve birkaç dakika içinde hayatını kaybeder. Oksijen yetersizliği nedeniyle beyin kısa sürede işlevini yitirdiğinden, görme de hızlıca kaybolur.
Son olarak, uzayda kanın kaynaması gibi bir durum, damarlar içindeki sıvılar için geçerli değildir; ancak göz yüzeyindeki ve vücut dışındaki sıvılar basınç eksikliği nedeniyle buharlaşır. Bu da gözler için geri dönüşü olmayan hasarlar anlamına gelebilir.
Uzay vakumunda bir insanın gözleri, sıvı kaybı, şişme ve oksijen eksikliği nedeniyle kısa sürede işlevini kaybeder. Gözler anında patlamaz veya donmaz, ancak birkaç saniye içinde ciddi hasar görür ve görme tamamen kaybolur. Tüm bu süreçler, insanın vakumda bilincini kaybedip hayatını kaybetmesine yol açan genel mekanizmaların bir parçasıdır.
